Deneyimli Anne
GENEL KONULAR GÜZELLİK DENEYİMLERİM MUTFAK DENEYİMLERİM ANNELİK DENEYİMLERİM GEZME TOZMA DENEYİMLERİM

22 Ağustos 2017 Salı

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada


Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.


                                                               


Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim). 



UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.


                                     

Bir boomads advertorial içeriğidir.


Devamını Oku...

4 Temmuz 2017 Salı

Eğitimde Yaratıcı Drama Teknikleri


  Eğitimde Yaratıcı Drama Teknikleri


Bilinç Koridoru 

Dramada olay örgüsü devam ederken ana karakterin karşılaştığı herhangi bir iki­lemi ya da içinden çıkamadığı durumu görmesine yardımcı bir tekniktir. Sahne dü­zeni, kişilerin yüzleri birbirine dönük olarak karşılıklı iki sıra hâlinde dizilmelerini gerektirir. Ana karakter, insanların oluşturduğu iki sıra arasında yürür ve bu sırada küme üyeleri, kahramanın karar veremediği konuda kendi görüşlerini söylerler. Öğrencilerin her biri değişik düşünce ve duyguları yansıtan birer tümce söyleye­rek karakterin vicdanının sesi olurlar. Bazılarının görüşlerine uymayan karşıt gö­rüşler olabilecek düzenleme yapılabilir. Bu süreçte, koridor boyunca önerilen dü­şünceler ve duygusal uyarımlar, karakterin bir karara varmasına yardımcı olur. Ana karakter geçidin sonuna ulaştığında kararını verir. Bu teknik “düşünce tüneli” ola­rak da bilinir.

Bölünmüş Ekran 

Drama sürecinde öğrenciler, değişik zamanlarda ve yerlerde gerçekleşen iki ya da daha fazla sahne düzenlemesi yaparlar. Sahneleyiş biçimi, çalışmanın bütününü bozmayacak biçimde iki ya da daha fazlaya bölünür. Daha sonra sinema filmlerin­de olduğu gibi bu sahnelerin arasındaki olayları, ileri ya da geriye gitme biçimin­de çalışırlar. Bu iki sahnenin kurgusu, bağlantıları, karşılıklı ilişkileri çok dikkatli bir biçimde hazırlanmalıdır 

Dedikodu Halkası

Drama süreci içinde bulunan karakterlerin davranışları, katılımcılar tarafından oluşturulan bir halka içerisinde, dedikodu olarak eleştirilir. Dedikodu, halkada ya­yılarak ilerlerken daha da çarpıtılır ve büyür. Dramanın daha ileri aşamaları için gerginlik ve çelişkileri belirlemede işlevsel bir tekniktir 

Donuk İmge 

Drama sırasında önemli bir durumu gerçekleştirilirken öğrencilerin/ katılımcıların donuk bir fotoğraf oluşturmasıdır. Oyundaki eylem ve söz, bir fotoğraf gibi ya da videodaki gibi dondurulur. Öğretmenin/liderin düzenlemesiyle gerçekleştirilen imgesel fotoğraflara, o doğaçlamanın dışında kalan diğer öğrenciler/ katılımcılar tarafından bu imgeler üzerinde kısa süreli konuşularak ve çözümleme yapılır. Özellikle anlamların somut imgelere dönüştürülmesi, duyguların en ekonomik ve denetimli biçimde kümedekiler tarafından yorumlanması olasıdır.


Doğaçlama 

Verilen bir durum ya da nesnenin göz önünde bulundurularak anında, kendiliğin­den (spontane) canlandırma yapılır. Kim?, ne?, nerde?, kimle? gibi değişkenler do­ğaçlamaya yön verir. Doğaçlama, kalıpları önceden belirlenmeksizin herhangi bir şey ya da durumla ilgili olarak değişik anlatım araçlarını kullanmaktır. Özgür ya­ratma eylemi olarak da tanımlanabilecek doğaçlama, kullanıldığı alana bağlı ola­rak biçimsel değişiklik gösterir.

Düşünce İzleme 

Bir karakterin aklından geçen ve duyamadığımız, düşünceleri açığa vurulur. Bir kümedeki katılımcılar canlandırmalarını yaparken bir pozisyonda donarlar. Öğret­men/lider o kişilere düşünce ve duygularını yüksek sesle ve birkaç tümceyle an­latmaları için soru sorar. Bu her bireyin omzuna hafifçe dokunma ya da onların başının üstünde mukavvadan yapılmış bir düşünce balonu tutmayla olur. Seçenek olarak düşünce izleme, sınıfın bir üyesinin sınıf içindeki bir karakterin duygularını ve düşüncelerini yüksek sesle söylemesi biçiminde de olabilir. Bu teknik, kolaylık­la “Donuk İmge” tekniğiyle birleştirilebilir. Aynı oranda doğaçlama için yararlı bir belirtidir.

Forum Tiyatro 

Forum tiyatro, bir tiyatro türü olmakla birlikte toplumsal konuları ele alması ve de­ğişik yaklaşım ve çözümler üretmeye olanak sağlaması, izleyen ve izleneni oyuna katması nedeniyle eğitimde drama çalışmalarında bir teknik olarak da kullanılmak­tadır. Kendi başına bir drama tekniği değildir.
Bir oyun bölümü ya da doğaçlama, küçük bir küme tarafından oynanırken oyunun herhangi bir yerinde oyuncuların ya da izleyicilerin oyunu durdurup (don­durup) oyunun gidişine müdahale etmeleridir. Rol alabilirler, rol kişilerini sorgula­yabilirler, oynanan oyunun seyrini değiştirebilirler. Bu bağlamda sorunun nasıl çö­züleceğine ilişkin yanıtlar aranır. Yalnızca oyuncular sorumlu değil, aynı zamanda gözlemciler (izleyiciler) de sorumludur. Çünkü onlar da oyunun yönünü etkileye­ceklerdir. Böylece katılımcıların ya da gözlemcilerin dramayı kurallı biçimde etki­lemelerine izin verilmiş olur. Dramada yeni denemeler için bir çeşit deney ortamı gibidir. Sürecin değerlendirilmesi için çok uygun bir tekniktir.

Geriye Dönüş 

Drama sürecinde, rol kişi ya da kişileri saniyeler, dakikalar, günler ya da yıllar ön­ce olan olayları canlandırır. Bu süreç karakterlerin geçmişlerini, odaklandıkları ya da içinde bulundukları durumu görmelerini sağlar. Aynı zamanda bugünle de bağ­lantı kurmaya yardımcı olur. “Dramatik geçmiş ve şimdi” kavramları arasındaki iliş­ki, oyun ya da doğaçlama devam ederken geçmişte yaşanmış olan sahneler, arala­ra serpiştirilerek pekiştirilebilir. Bir karakterin geçmişinde yaşanmış önemli bir sah­ne “Donuk İmge” ile ya da sahnenin değişik yerinde canlandırılabilir. Sözlü ya da sözsüz doğaçlama olarak gerçekleştirmek olasıdır.

İç Ses/Kafa Sesi 

Drama çalışmasında karakterlerin karşılaştığı bir sorunun karmaşık yönlerini ay­dınlatmak için bu teknik kullanabilir. Söz gelimi aralarında çatışma durumu olan iki karakter seçilir. Kümedekilerden iki kişi daha seçilir. Seçilen kişiler çatışan ki­şilerin iç sesi (kafa sesi) olurlar. O karakterin, sanki sesli olarak düşünüyormuş gi­bi çatışan düşüncelerini dile getirilirler ya da ahlaki ve siyasi tercihlere dayalı ola­rak karaktere önerilerde bulunabilirler. Öneriler, daha önceki süreçle ilişkili olma­lıdır. İç ses, sahibinin sesi gibi de düşünülebilir.
Bu teknikte karakterler, karşılaşılan sorunların ayrımına daha fazla varırken di­ğerleri duruma karakterle birlikte girerek düşüncelerini belirtip gerilimi artırıp azaltabilirler.

Küçük Kümelerle Doğaçlama 

Genel katılımcı kümesi, küçük alt kümelere bölünerek ana temayla bağıntılı çalış­malar yapar ve yaptıklarını birleştirilerek bütünü oluşturur. Küçük kümeler halin­de herhangi bir olaya ilişkin değişik bakış açılarını yansıtmak için doğaçlamaların planlanması, hazırlanıp sunulmasına dayalı bir tekniktir.
Doğaçlamalar yaşantı ya da duruma ilişkin bireylerin var olan birikimlerini yan­sıtmalarını sağlar. Düşüncelerin belli biçimde düzenlenmesi, içeriğin seçilmesi, ka­rakterlerin belirlenmesi, olay ve diyalogların oluşturulması, eylemde bulunabilme becerilerinin geliştirilmesi ve canlandırmada güvenin sağlanması önemlidir.


Dramatizasyon

Oyunlaştırma (Dramatizasyon) tekniğinde metne bağlı oyunlaştırma esastır. Konu­nun, metnin seçimi, rollerin dağıtımı daha çok öğretmen/ lider tarafından yapılır. Söz gelimi öğretmen/lider katılımcılara roman, öykü, şiir gibi yazın türlerinden bi­rinin tümü ya da bir bölümünün metnini okur ya da anlatır. Ardından rolleri dağı­tır ve çocuklardan, öyküyü canlandırmalarını ister. Bu tür canlandırmalarda tiyat­roya benzer bir çalışma süreci izlenir. Oyunlaştırma (Dramatizasyon) tekniğinde, öykünün çocuklara yönelik olması, sahne ve giysilerin öyküde anlatılan gerçek ha­vayı yansıtıcı, karakterlerin ise ilginç olmasına özen gösterilmelidir. Öğretmen dramatizasyon etkinliklerinde daha çok süreci kenardan yönetir, rol almaz. Katılımcı­lar öğretmen tarafından verilen rollere bağlı kalarak beden dili ya da sözel olarak canlandırmalar yapar, kendilerine verilen metinde bulunan karakterleri canlandı­rırlar 

Öğretmenin Rol Alması (Teacher İn Role)

Dramatik kurguyu biçimlendirmek için çok önemli bir tekniktir. Drama çalışmala­rında öğrencilerle birlikte öğretmenin de rol alması anlamına gelir. Bunun için bü­yük sanatçılık becerilerine sahip olmak gerekmez. Öğretmenlerden beklenen ço­cuklardan en iyi tepkiyi alabilmek için onları eyleme geçirebilme gücüne sahip ol­maktır. Özellikle çocuklardan rol içinde yardım ve öneri isteyen birinin rolüne öğ­retmenin girmesi durumunda önemli kazanımlar elde edilebilir. Öğretmen aynı za­manda drama lideri olabilir, akran olabilir ya da dersin gelişimi için yararlı herhan­gi bir rolü oynayabilir. Öğretmen çocuklardan soru sormalarını isteyebilir. Oyunun gelişimine göre onları özel bir kümenin üyesi rolüne sokabilir ve onları cesaretlendirebilir. Eğitimde dramanın özünü çatışmalar oluşturur. Öğretmenin role girmesi tekniğinde önemli olan bu ikilemleri ve çatışma anlarını zenginleştirmektir. Öğret­menin role girdiğini ya da rolden çıktığını göstermek için bir kostüm giymesi ya da elinde bir şey tutması vb. bir belirteç kullanması gerekir.


Ritüeller- Seremoniler 

Drama içinde öğrenciler, yıl dönümleri, inanç ve değer sistemlerine uygun olarak ritüeller ve seremoniler düzenlerler 

Rol İçinde Yazma 

Çocukların/katılımcıların, ele alınan içerik doğrultusunda ve canlandırılan roldeki kişinin ağzından rapor, mektup, kartpostal, çağrı yazısı, mahkeme karar yazısı, toplantı duyurusu vb. yazmalarıdır. Sürmekte olan etkinliğe yön vermek, gerilimi arttırmak ya da yeni bir düşünceyi devreye sokmak üzere öğretmen tarafından gönderilir. Bunu ayrı ayrı yapabilecekleri gibi, ikili, üçlü kümeler hâlinde ortakla­şa da yapabilmektedirler. Çocukların okuma-yazma becerilerini geliştirmelerine el­verişli, etkili ve yaygın bir tekniktir.

Rol Kartları

Rol kartları, oynanacak olan rol kişilerini ve kişilerin içinde bulunduğu koşullar hakkındaki ayrıntılı bilginin iletilmesini sağlar. Bunlar eğitimcinin bir dizi değişik rolü birden tanıtmak için süre kazanmak istediği durumlarda yararlı olabilir. Ayrı­ca, eğitimcinin, çocukların kendi rollerinden başkasının ayrıntılarını bilmesini iste­mediği durumlarda kullanılır. Bu nedenle öğretmenin hazırladığı kartların, kulla­nılmadan önce katılımcılar tarafından görülmemelerine dikkat edilmesidir. Ortak tüm bilgilerin her iki kartta da bulunması gerekir. Kartların yararlı olabilmesi için temel doğaçlama becerilerine sahip olmak gerekir. Doğaçlama belli bir sona gide­bilir ya da sorun oluştuğunda, öğretmen/lider tarafından durdurulup karakterin ro­lü sorgulaması sağlanabilir. Bu çalışmalar bazı sahnelerin yeniden ele alınarak ge­nişletilmesini de sağlar


Sıcak Sandalye 

Eğitimde drama çalışmalarında çok dikkatli kullanılması gereken tekniklerden biri sıcak sandalye tekniğidir. Çünkü bu teknik daha çok psikodrama çalışmalarında kullanılır. Öğretmen ya da katılımcılar, sandalyeye oturtulan kişiye kesinlikle kişi­sel sorular sormamalıdırlar. Başka bir deyişle öznel yaşantılar, kişisel duygular, ça­lışmanın konusu durumuna getirilmemelidir. Bunların yanı sıra yöneltilecek soru­lar, bireysel sağaltım da içermemelidir. Belirtilen sorunlar dikkate alınmazsa psikodramanın çalışma alanına girilir ki bu da özel bilgi ve uzmanlık gerektirdiğin­den, denetlenemeyecek sıkıntılar ortaya çıkabilir. Öte yandan eğitimde dramanın amaçlarından da uzaklaşmış olunur.






Devamını Oku...

23 Haziran 2017 Cuma

Dr. Jale Yüksek ile Karbon Peeling Uygulaması



Merhaba dostlar...
Bugün sizlere karbon peeling deneyimi aktaracağım.

Geçen ay Sevgili Melis'in (@kapiskanıngunlugu) davet ile Dr. Jale Yüksek'in muayenehanesine gittik ancak o gün yüzümde başka bir işlem olduğu için karbon peeling uygulamasını yaptıramamıştım. Bugün karbon peeling uygulamasını yaptırabildim ve çok memnun kaldım. Tabii ben tek seans aldığım için bariz bir fark olmadı ama cildimde parlaklık ve gözeneklerde küçülmeyi hissettim.

Dr. Jale Yüksek bir taraftan bana  karbon peeling yaparken diğer taraftan da güzel bilgiler verdi. Dr. Jale Yüksek'in verdiği bilgileri kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum.

Karbon peeling nedir?

Lazer ile yapılan profesyonel bir cilt bakımıdır.

Karbon Peeling neye yarar?

* Leke tedavisine,
* Gözeneklerin küçülmesine,
* Siyah noktaların ciltten temizlenmesine,
* Cildin yağlanmasını dengelemeye,
* Sivilcelerin küçültülmesine,
* Cildinizin matlığını almaya  yarar.


İşleme, yüz temizlenerek başlanıyor. Ardından yüze karbon sürülerek lazer işlemine hazır hale getiriliyor. Lazer ile atış yapıldığında o siyahlık gidiyor ve alttan cildinizin rengi görünmeye başlıyor. Sonra yüz tekrar su ile yıkanıp yeniden karbon peeling uygulamasına devam ediliyor. Burada amaç gözeneklerin daralması ve sivilce tedavisi.



Üst deriye zarar vermeden alttaki derinin hasara uğratılarak kolajen üretimini desteklenmesi sağlanıyor.

Karbon peeling yapılırken herhangi bir acı ya da ağrı hissetmedim. Sadece hafif bir karıncalanma hissi oldu.

Yazın da yaptırılabilir bir işlem olmasına rağmen sonrasında cildi çok iyi korumaya dikkat etmeli. Mümkünse çok dik ışınlarda dışarı çıkılmamalı ve güneş kremini ihmal edilmemeli.

Dr. Jale Yüksek karbon peeling uygulamasının 4 seans sonunda bariz farklar yaratacağını söyledi.

Her cilt tipine uygulanabildiği gibi hassas ciltlere de uygulanabiliyor.

Hamilelere tavsiye edilmezken emziren annelerin rahatlıkla kullabileceği bir yöntem olduğunu da yazmadan geçmek istemiyorum.

Benden bu kadar... Sorularınız olursa lütfen sorun, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.

Daveti için @kapiskaningunlugune, verdigi emek ve bilgiler için Dr. Jale Yüksek'e çok teşekkür ederim.

Ayrıca sevgili Melis'in yaptığı birbirinden şık cüzdanlardan hediye edildi.  Isteyenler @melisindesingatolyesi 'ne bakabilir.


Sevgiler...

Devamını Oku...

13 Haziran 2017 Salı

Moiva



Sevgili İlknur'un "anneler günü" etkinliğinde "Moiva" dan çok şirin bir paket aldım. İçini açtığımda bir kadının ihtiyacı olan güzel hediyeler hazırlandığını gördüm.

Çay, çikolata, sıcak su torbası, çorap... Sizlere neyi hatırlatıyor? Eveeetttt dediğinizi diyar gibiyim. Bizlere PMS dönemlerimizde lazım olan her şey diyebilirim.

Bu dönemde ayaklarımız çok üşür, kramplarımız olur ve rahatlatıcı çaylara , çikolataya ihtiyacımız olur.

İşte Moiva biz kadınları düşünmüş ve çok güzel bir kutu hazırlamış.
Anne-kız paketicanlandıran paketdopdolu paketgülümseten pakethalden anlayan paketkeyif dolu paketminik sırlar paketineredesin Spidermen paketineşelendiren paketölçülü mutluluklar paketişımartan paket ve tazelik paketi olarak adlandırılan bu paketlerin içerikleri de oldukça zengin.

Bence en kısa zamanda MOIVA'nın sitesine göz atın.✌

Sağlıklı, mutlu günler diliyorum.
Devamını Oku...

Sihirli Mavi ile Anneler Günü Etkinliğimiz






Geçtiğimiz hafta sevgili Ilknur'un (www.sihirlimavi.blogspot.com) ile Çayyolu Orange'de toplandık. Bana yakın olmasına rağmen daha önce görmediğim bir yerdi burası. Yemyeşil güzel bir bahçesi var ve içinde de park... Parklar biz çocuklu ailelerin vazgeçilmezlerimizden.

Mekan çalışanları bizlere ilgili ve bonkör davrandılar. Hizmet ve serviste çok başarılıydılar. Bundan sonra sık sık gideceğim mekanlardan.

İlknur çok güzel anneler günü hediyeleri hazırlamış bizler için.

Bitter ve sütlü çikolatasını bir araya toplayıp ikisinin birden tadına bakmamızı sağlayan ve şık kutusunu da beğendiğim Dore Bonbon,



Oğlum Mert'ten önce tadına baktığım bana gökyüzünü anımsatan pamuk şekeri ile elmanikahsekeri,



Bizlere çok şirin bir kutu içerisinde hediyeler hazırlayan Moiva,



Ürünlerini ilk deneyeceğim ama kendisini çok sevdiğim İpek Sabun,



Hep böyle bir yastığım olsun derdirten serguzestshop,



İsme özel kokulu taş detayları ile hazırlanmış lavanta kesesi ile violettasarım,



Bana baharı animsatan kokusu ile Bargello,



Saç dökülmesini önleyici şampuanı ile Bioz ,



Tam da yaza girerken en çok gerekenler listesinde olan selülit kremi ile Cosmed,



Deneme boyu ürünleri ile Capicade Capilaftif,





Karışımları ve mayaları ile Yuva Maya,



At kuyruğu özlü yağı ile Revox,



Hoş kokulu sabunu ile boglarkamedikalspa,




Bebeklerimizin rahatlamasını sağlayan yağı ile  Biobaby,



Benton' un güzel maskesi justinbabytr,




Bebek şampuanları ile vazgeçilmezlerimizden olan @mustela,



Ürünlerini beğenerek kullandığım highgenic,






Leziz pastası için Icad'e,






Yine ürünlerini severek kullandığım Vissmate,





ve bu güzel gün için Sihirli Mavi Ilknur'cuğuma çok teşekkür ederim.


Devamını Oku...

7 Haziran 2017 Çarşamba

Dönerci Mehmet Usta Tadım Etkinliği


Geçtiğimiz hafta sevgili Ebru'nun daveti ile Dönerci Mehmet Usta'da tadım etkinliğindeydik. Hoş dizayn edilmiş mekanı ve lezzetli yemekleriyle bizlere lezzet şöleni yaşattılar.

İnce kesilmiş eti, yumuşacık ve ağızda dağılan tarzdaydı. Tam benim damak tadıma uygun.



Yanında ikram edilen soğan kebabı da çok güzeldi. Folyoya sarılmış soğanlar o kadar yumuşamış ki dönerin içine sarıp yediğinde çok güzel oldu. Lavaş yemeyim dedikçe daha çok yedim.:) Bu arada lavaşlarını da kendileri yapıyorlar. Hemen oracıkta yapıp masanıza getiriyorlar.

Ayranda benim sevdiğim bol köpüklü ev yapımı "yayık ayranı"ydı. Ayranın musluklu ahşap bidonu da ortama otantik bir hava veriyordu.



Tatlıları da irmikten yapılmıştı ve hafifti.


Restoranda çocuk oyun alanı göremedim ancak ahşap oyuncaklar vardı ve istenildiğinde masaya getiriliyordu.

Arka taraf çok hoş dizayn edilmiş. Rafların üzerindeki süsler dikkat çekiciydi.

Arkadaşım Ebru her zamanki gibi şık ve güzeldi. Beni bu bol sohbetli ve lezzetli etkinliğine davet ettiği için ona çok teşekkür ediyorum.

Bir de garsonumuz Tuncay Bey bizimle çok alakadar oldu. Bize her türlü açıklayıcı bilgiyi verdi, sorularımızdan sıkılmadı ona da ayrıca teşekkür ederim.









Devamını Oku...

3 Haziran 2017 Cumartesi

Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi



Bugün bizim için keyifli bir gündü. Sabah uyandık ve @ankara.anneleri 'nin daveti ile Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi 'ne gittik.

Yapısı itibari ile göz dolduran bir yer Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi. Sizi bir astronot ve dünya karşılıyor. Ardından uzayla ilgili bilgiler verilip planetaryum odasına geçiyorsunuz. Burada büyük teleskoplardan alınan görüntüler ve uzayla ilgili filmler küresel bir perde de koltuklarınıza uzanarak izletiliyor. Çocuklar için güzel bir belgesel olmuş.

Yıldızların bir patlama ile yok olduğu ve sonrasında içindeki gaz ve toz bulutunun evrene nasıl yayıldığı gibi gök ile ilgili bilgiler içeriyor.

Sonrasında simülatörlerin başına geçiyorsunuz. Bence en eğlenceli kısmı da bu! Simülatörlere Mert giremedi ama anası girdi ve çok eğlendi😂😂😂

İlkinde uzayda ikincisinde motosikletteydik ve bağıra çağıra kullandık. Deneyimli anne için güzel bir  deneyim oldu. Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi'ne girişler 25 Tl.(bence yeterli çünkü 2 simülatör ve planetaryum odası var içinde) tüm simülatörleri kullanacağım derseniz 35 Tl.  Ek hizmetlerden 10 Tl. alıniyor. Ankara'da gezilip görülebilecek güzel yerlerden bir tanesi. Çocuklarınızı mutlaka Ali Kuşçu Gökbilim Merkezi'ne götürmelisiniz, emin olun sevecek.✌





Devamını Oku...

16 Mayıs 2017 Salı

Herion Estetik ve Plexr Yöntemi

Geçen haftalarda Sevgili Sena'nın daveti ile Herion Estetik'in 4. yılını kutladık. Herion Estetik'e gitmişken güneş lekelerime ve kolumdaki benlere "plexr" uygulandı. Ben de sizlere "plexr" yöntemi ile ilgili deneyimimden bahsedeceğim.

Plexr, "cilt yenileme" de kullanılan İtalyan teknolojisi bir cihaz. Bu cihazla "cilt yenileme" sağlanması için hafif bir hasar veriliyor.

Hasar deyince gözünüz korkmasın! Herhangi bir ağrı ya da acı yaşamıyorsunuz. Öncesinde uygulanan lokal anestezik krem ile 20 dakika ile yarım saat arası bekletiliyorsunuz. Dolayısı ile işlem yapılırken siz bir şey hissetmiyorsunuz. Hatta işlem o kadar kısa sürüyor ki ben nasıl olduğunu bile anlamadım! 5-10 dakikada bitti.

Doktorum kolumdaki bene müdahale ettiğinde herhangi bir uyuşturucu krem yoktu sadece sinek ısırığı gibi bir acı hissettim o kadar. Sonrasında herhangi bir acı, ağrı vs. olmadı.

Göz çevremde açık renkli güneş lekelerim vardı onlara da uygulandı şimdilerde geçmek üzere. 7 ila 30 gün arasında iyileşme süreci var.

Biliyorsunuz bazı lazerler açık renk lekeleri göremiyor; plexr yönteminde böyle bir sıkıntıyla karşılaşmıyorsunuz. Genelde hepsini yok ediyor.

İşlem sonrasında ciltte ufak delikler oluyor. Cilt hassasiyet kazandığı için mutlaka güneş koruma faktörlü sıvı fondöten sürüp dışarı çıkmanız gerekiyor. Evdeki en ufak ışık bile "plexr" yapılan yeri etkileyeceğinden evdeyken de sürmeniz şart! Hatta üç dört saatte bir tekrarlamanız gerekiyor.

Ben ayrı ayrı kullandım güneş kremini ve fondöteni. Fondöten sürebilmemiz günlük yaşamımızı etkilememesi açısındanda önemli!

Yüzünüze sabun ve su dışında herhangi bir şey değdirmiyorsunuz. Cilt temizleme ürünleri, tonikler vs. cilde zarar verebileceğinden bu aşamada kullanılmıyor.

Plexr Yönteminin Uygulanabileceği Alanlar;
* Leke tedavisi
* Üst-alt göz kapağı kırışıklıkları
* Göz çevresi-kaz ayakları
* Dudak üstünde oluşan çizgiler
* Akne ve akne izleri
* Ciltte kabarık lezyonlar
* Siğil-et benleri
* Karın çevresi karın çatlakları ve kırışıklıklarına iyi geliyor.

İyi koruduğunuz ve uzmanına yaptırdığınız taktirde güzel sonuçlar elde edebilirsiniz.

Ben en kısa zamanda gözaltı kırışıklıklarım için tekrar "Herion Estetik" e gitmeyi düşünüyorum. Yalnız biraz güneşin gitmesini bekleyeceğim; çünkü sürekli dışarıda olduğum için korumakta zorlanıyorum.

Ayrıca bir bilgi daha vereyim size, "plexr" yöntemini hamileler ve emziren anneler de yaptırabiliyor. Tabii bunun kararını vermek size kalm

Benim için sorularıma yanıt almak ve güler yüzlü karşılanmak önemlidir. Herion Estetik'te de çok samimi karşılandım. Özellikle Görkem Hanım her konuda yardımcı oldu. Ben çok memnun kaldım herkese tavsiye ederim.
Devamını Oku...

10 Nisan 2017 Pazartesi

Çocuklarınızın Sağlıklı Gelişimine Tam Destek Çocuk Devam Sütü’nde!



Neden Çocuk Devam Sütü?

Çocuklar, büyüme ve gelişimlerinin büyük bölümünü 1-4 yaşları arasında tamamlarlar. Yiyeceği yemekler konusunda çok seçici olabileceği bu yaşlarda çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel gelişimi için zengin ve doğal içerikli gıdalarla beslenmesi gerekir. Güçlü bir bağışıklık sistemi de bu fiziksel ve zihinsel gelişimi taşıyan vücudu mikroplara karşı koruyarak, büyümede çok önemli bir görev üstlenmektedir.



Neden Pınar Çocuk Devam Sütü?

Çocuklar, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin yanı sıra bağışıklık sistemlerini güçlendirecek besin ihtiyaçlarının önemli bir kısmını sütten alabilir. Çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişiminin ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ona süt içirebilirsiniz.

1 yaşından büyük çocuklarınızın fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişimini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini desteklemek için, saf süte prebiyotik lifler, vitamin ve mineraller ilave edilerek geliştirilen Pınar Çocuk Devam Sütü’nü güvenle içirebilirsiniz. Pınar Çocuk Devam Sütleri B12, Çinko ve Kalsiyum kaynağıdır.

Altı aydan büyük bebeklerinize ise onların 6-12 aylık dönemlerinde ihtiyaçları olan vitaminlerive mineralleri karşılayacak şekilde geliştirilmiş Pınar İlk Adım Devam Sütü’nü verebilirsiniz.




Bir boomads advertorial içeriğidir.

Devamını Oku...

4 Nisan 2017 Salı

Bütün Gün Esneyen Prenses

Carmen Gil-Elena Odriozola-masal-hikaye


"Bu, sarı bir sarayın, altın taçlı bir kralın ve bütün gün esneyen bir prensesin öyküsüdür" diye başlıyor masal.

Esneye esneye bir hal olan prensesin esnemesi bir türlü geçmez. Kral, kraliçe ve bakanlar... hatta bahçıvanın kedisi ile köpeği bile onu gördükçe esnerler! Yalnız bir türlü neden esnediğini bulamazlar. Kral kızının büyük bir derdi olduğunu düşünür ve çözüm bulabilmek için elinden geleni yapar. Italya'dan dondurmalar, Brezilya'dan kakaolar, kuştüyünden yataklar, şarlatanlar, şifacılar aklına ne gelirse getirtir. Hatta herkesi gülmekten kırıp geçiren sarı bir fil bile getirtmiştir komşu krallıktan ama nafile kızının esnemesini geçirememiştir.

Bir gün prenses uşağın oğluyla tanışır ve onunla hiç bilmediği oyunlar oynar. Artık esnemesi de geçmiştir. Anlarlar ki bir prensesin iyi bir arkadaşa ve oyun oynamaya ihtiyacı vardır.

Aslında o kadar güzel mesaj veriyor ki masal, bildiğimiz ama tekrar hatırlamız gerekeni şöyle bir çarpıyor suratımıza. Çocuklara arkadaş gerek, oyun gerek!

Carmen Gil'in yazdığı içimizi ısıtan, sıcacık masal; Elena Odriozola'nın samimi ve komik çizimlerinde hayat bulmuş.

Ayrıca "2006'da İspanya Kültür Bakanlığı'ndan Resimli Çocuk Kitabı Dalında İkincilik Ödülü" almış ve Türkiye'de Redhouse Kidz Çocuk Kitapları tarafından basılmış.

Bütün gün esneyerek ve esneterek güzel bir gece geçirmemizi sağlayan masal, Mert'in uykuya çabuk geçmesini kolaylaştırdığı için favorilerimizden! Herkese tavsiyemizdir.
Devamını Oku...

16 Mart 2017 Perşembe

Sınırlı Boyama



Sınırlı boyama küçücük çocuklara neden yaptırılır hiç anlamış değilim?

Onların hayallerini daha şimdiden hapsetmeye hakkımız yok! Bütün yıldızlar beyaz değildir, gökyüzü de mavi değildir, evin çatısını da kırmızı boyamak zorunda değiller, bulutlara sarı renkte çok yakışır...

Bunlar onların hayalleri. Onların akıllarından, yüreklerinden geçenler...

Neden ısrarla aynı şeyi yapıyoruz peki?

Çekin pazarlarınızı çocukların beyinlerinden! Bir şeyler satmak uğruna çocukların hayallerini satın almaya çalışmayın!

Bırakın istediklerini çizsinler, istedikleri renge boyasınlar...

Ileri de bir Picasso, Leonardo Da Vinci, Salvador Dali, Van Gogh, Edward Much olabilecekken Mona Lisa,  Eriyen Saatler, Yıldızlı Gece, Çığlık gibi tablolar yapıp dünyaya mal olacakken, kıykırık bir bölüm okutup dar alanda kısa paslaşmalar oynamaları daha mı güzel?

Bence değil! Keşke daha özgür ortamlar sağlayabilsek onlara! Sanatı daha derinden hissettirebilsek!

Evet yararları olabilir ama artıları eksileri değerlendirildiğinde, hayal güçlerinin sınırlanıp, kopyacılığa itmesi, insanları tek tipleştirmesi çok daha vahim diye düşünüyorum.

Hadi okula başlamadan önce anaokullarında belli bir zamanda verilebilir; fakat kreşlerde henüz 2-3 yaşındayken verilmesi çok anlamsız geliyor bana!

Benim oğlum hiç sevmezdi sınırlı boyamayı ve öğretmeni bana hep not yazardı "evde sınırlı boyama yaptırın" diye! İlk zamanlar biraz zorlamaya çalıştım baktım çocuk eline kalem almıyor sonra vazgeçtim yoksa daha da soğutacaktım resimden!

Birilerinin lafıyla sakın zorlamayın çocuklarınızı. Bırakın neyi çizmek istiyorsa çizsin, hangi renge boyamak istiyorsa boyasın!

" Küçük Prens" in yazarı Antoine de Saint Exupery, altı yaşındayken okuduğu "Yaşanmış Öyküler" kitabında boa yılanının vahşi bir hayvanı nasıl yuttuğunu görüp sonradan onu kendi hayal gücüyle resmetmişti ve büyükleri ona resmi bırakıp daha önemli şeylerle coğrafya, tarih, aritmetikle uğraşmasını söylediler. O çocukluk aklıyla kendini başarısız hissetti ve cesareti kırıldı; büyüdüğünde de büyük bir ressam olacakken pilot oldu! Kötü olmadı ama istediğini de olamadı. İçınde yer etti ve "Küçük Prens" kitabını yazdı.

Çocuklarımıza da bir " Küçük Prens" kitabı yazdırmayalım, bırakalım hayallerini yaşasınlar.

Bize ettiler biz etmeyelim!

Sevgiyle Kalın...



www.instagram.com/deneyimlianne
www.facebook.com/deneyimlianne
www.twitter.com/deneyimlianne
www.pinterest.com/deneyimlianne

Devamını Oku...

24 Şubat 2017 Cuma

Çocuklara Alternatif Oyunlar Sunulsun



Çocukluğumu düşünüyorum. Dışarıda sürekli oyun oynardık. İp atlama, ortada sıçan(yakan top), istop, körebe, mendil kapmaca, topaç çevirme, misket, uzun eşek, sek sek... Hepsi de çok güzeldi! Bu oyunları haftada bir oynamazdık, hemen hemen her gün oynardık.

Peki şimdiki çocuklar? Onlar bizim gibi enerjilerini atabilecek oyunlar oynayabiliyorlar mı? Hayır. Oyun diye önlerine sunulan hep aynı etkinlikler! Tabii ki bunlarda güzel, yapılacak, oynanacak ama sürekli olması, başka alternatiflerin olmaması sizce de sıkıcı değil mi? Evde, okulda, AVM' de her yerde oturarak yapılan etkinlikler... 

Bu etkinlikler onların enerjilerini atmasını sağlamıyor ki! Başka oyunlarda bulmak lazım! Mesela Avm'lerde neden körebe oynatmıyorlar ya da mendil kapmaca? Çocukların bir araya geldikleri yer ama hiçbir çocuk birbirinin yüzüne bakmıyor, işini yapıp gidiyor. Hatta çoğu kez anneler yapıyor etkinlikleri! Halbuki orada kaynaşmaları sağlansa başında bir büyük onları yönlendirse fena mı olur?

Ya da müzik çalsa ve dans etseler beraber. Müziği bir yerde durdursalar ve herkes olduğu yerde kalsa...

Ya da körebe oynasalar, ortada sıçan... Ama olur mu çocuk terler! Biz terlemiyorduk ya çocukken! Bize bir şey mi oldu?

Örnekler çoğaltılabilir. Kısaca sokak oyunlarımız geri gelse. Ahh özledik diyeceğimize o oyunları oynayabileceğimiz kapalı alanlarımız artsa! İlla bir şey öğretmeye çalışmasak; oynarken, eğlenirken öğrense, farkında olmadan!

Çocuklar çocukluklarını yaşayabilseler. Madem binalara hapsolacaklar bari binaları keyifli hale getirelim.

Çocuklara tek tip alternatif sunmayalım.

Benim oğlum hareketli bir çocuk ve çoğu kez oturarak yapılan etkinlikleri reddediyor. O koşmak istiyor. Biri onu kovalasın ya da o birini kovalasın istiyor:)) 

Eğer çocuklara sorulsa, -özellikle erkek çocukları-  onlar kesinlikle hareketli oyunları tercih eder diye düşünüyorum. Mesela geçen gün bir Avm' de tırmanma duvarı kurulmuş, bence çok güzel fikir. Sadece biraz pahalı bunlar çocuklar için, ücretleri de ona göre ayarlasalar! Beş lirayı geçmese bütün çocuklar merakından deneyecek.

Çocuklarımıza alternatifler olmalı ve hareketli aktivitelere ağırlık verilmeli. Etkinlikler o kadar kısır ki hep aynı tarz etkinlikler yaptırılıyor.

Okullarda da öyle değil mi? Çocukların hep uslu olması isteniyor ve uslu ise "akıllı" çocuk yakıştırması yapılıyor. Bunlar daha çocuk! Onlar oyun oynayacak, gülecek, eğlenecek, zıplayacak, koşacak enerjisini öyle atacak. Neden sıkıyoruz ki bu kadar? Hem zıplayan çocuk akıllı olmuyor mu? Pekala oluyor! Çocukların uslu olmasını istiyorsanız önce onların enerjilerini atmalarını sağlamalısınız. Bunu nereden biliyorum sizce? Tabii ki oğlumdan!:) Geceleri biraz sakin olsun ve saatini geçirmeden yatsın diye hergün dışarı çıkarıyorum. Yürüyor, koşuyor, zıplıyor... Bazen yarım saat bazen bir saat. Bu mevsime göre değişiyor.  Yazın 4-5 saat ve üzeri olabiliyor.

Resim yap, lego yap, hamurlarla oyna, kalıp dök, tv izle, tabletle oyna yeter ki uslu dur! Sonrada ileride "bu çocuk neden obezite oldu Allasen?" diye dövün dur. O da bir ömür rejim yapmaya çalışsın, sporu bir türlü alışkanlık haline getiremesin! O oyunları eleştirmiyorum yanlış anlaşılmasın, çok da güzel oyunlar. Benim eleştirdiğim neden bu kadar kısır! Neden daha fazla alternatif koyamıyoruz çocuklarımızın önüne?

Her çocuğun ilgi alanının farklı olabileceğini düşünürsek oyun alternatiflerin arttırılması gerekmez mi? Peki ya siz ne düşünüyorsunuz?
Devamını Oku...
blog şablon tasarım sosyal medya kafe
DENEYİMLİ ANNE COPYRİGHT © 2015 TÜM HAKLARI SAKLIDIR.BLOGUMDA YAYINLANAN YAZILARIN VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.
www.deneyimlianne.com’ da yer alan tüm bilgiler, kişisel deneyim ve araştırmalarımdır.Tedavi ve teşhis özelliği taşımaz,
sadece tavsiye ve bilgilendirmeye yöneliktir.Her bireyin gereksinimlerinin farklı olduğu göz önüne alındığında, kendinize ve çocuğunuza özel yöntemler için mutlaka konunun uzmanına başvurun.